|
OLUMLU DİSİPLİN STRATEJİLERİ
Çocuk gelişiminde disiplin şart ama ‘disiplin’ var ‘disiplin’ var. Çocuğun kişiliğini ezerek, özgüvenini kaybetmesine yol açan bir disiplin anlayışıyla belki bizler iyi kötü yetiştik ama çocuklarımız yetişmemeli.
Çocuklarımız için doğru bulduğumuz kuralları, prensipleri hayata geçirmenin, onları olumlu anlamıyla disipline etmeye çalışmanın hiç kolay olmadığını söylemeye gerek var mı! Bitmek bilmez yaramazlıklarla çileden çıkmamış, bütün doğru bildiklerini bir kenara atıp çocuğunu şöyle bir güzel pataklamayı aklından geçirmemiş kaç anne baba vardır acaba? Herhalde epey az...
Ne olursa olsun, çocuğunuzu dövmeden disiplin altına almayı başarmak zorundayız. Yetişkinler dünyasında sorunlarımızı dayakla çözemediğimize göre, çocuklarla ilişkilerimizde hiç çözemeyiz.
Çözüm asla dayak içermeyen olumlu disiplin stratejilerini özümseyip uygulamaktan geçiyor. İşte bunlardan bazıları:
- Çocuğunuzdan, temel ihtiyaçlarını gözardı ederek verdiğiniz direktifleri yerine getirmesini beklemeyin. Örneğin, “otur, bekle” direktifinize uymamasını sorun etmektense, eline onu oyalayabilecek bir şeyler verin.
- Belki de çocuğunuzun yaramazlığı size açıkça mantıksız geldiği için, hatasının nedenlerini anlatma gereği hissetmiyorsunuzdur. Öyleyse yalnızca bağırmış olmakla kalırsınız, gelecek için hiçbir olumlu yatırım yapmamış olursunuz. Örneğin, çocuğunuz duvarı boyadıysa, niçin sadece kağıtları boyadığımızı açıklayın.
- Hissettiklerini anlamaya çalışın. Örneğin, babaannesine vurduysa, hemen kızmadan önce, bunu niçin yaptığını size anlatması, öfkesini, kıskançlığını vs. zararsız yollarla ifade etmesi için onu teşvik edin.
- Çevreyi değiştirin. Bu bazı durumlarda, özellikle anne babanın olumlu disiplin stratejilerini uygulamada gecikmiş olduğu hallerde, çocuğu değiştirmeye çalışmaktan daha kolay ve etkili olabilir. Eğer çocuğunuz sürekli mutfak dolaplarından bir şeyleri dışarı çıkarıp oynuyor, kırıyorsa, kilit taktırın.
- Kabul edilebilir alternatifler bulun ve çocuğunuzun davranışını yeniden yönlendirin. Mutfakta çadır kurmasını istemiyorsanız, ‘git, odanda kur’ demekle yetinmeyin, onunla birlikte odasına gidip ‘çadırcılık’ oyununa yeni boyutlar getirebilecek önerilerde bulunun.
- Eğlenceli olun. Durumları oyuna çevirin. Birlikte temizlik yapar, ortalığı toplarken onu örneğin superman yapabilirsiniz.
- Emirler vermek yerine seçenekler sunun. Karar vermek çocuğun kişiliğini güçlendirir; emirler ise huzursuzluk ve kargaşa yaratır. “Dişlerini pijamalarını giydikten sonra mı yoksa önce mi fırçalayacaksın?” diye sormak, “git dişlerini fırçala” demekten çok daha etkili olur.
- Küçük ayrıcalıklar tanımaktan dolayı huzursuz olmayın. “Çok yorgun olduğun için bu gece dişlerini fırçalamamana izin veriyorum” demekle hiçbir şey kaybetmiş olmazsınız.
- Doğal sonuçların oluşmasına izin verin. Fazla kurtarıcı olmayın. Bütün uyarılarınıza rağmen bornozunu veya havlusunu asmayan çocuğunuz ertesi gün onu hala ıslak olarak bulsun.
- Mantıksal sonuçları kullanın. Çocuğunuzla şakalaşırken size vurursa bunun canınızı yaktığını açıklayın. Kendi eline vurmayı denemesini söyleyin.
- Ben mesajını verin. “Salondaki kırıntılarını temizlerken ben çok yoruldum.” Sadece yanlış yaptığını değil, bu yanlışla sizi üzdüğünü, yorduğunu anlamasını sağlayın.
- Çocuğunuzun nasıl davranmasını istediğinizi bizzat gösterin. Eğer çocuğunuz kedinin kuyruğunu çekiyorsa, ona kedinin nasıl sevileceğini gösterin. Sadece sözcüklere güvenmeyin.
- Bazen çocuğunuzun sizde uyandırdığı kızgınlık duygusunu onun yöntemleriyle ifade etmek de mümkün olabilir. Çocuğunuz sizi çıldırtıyorsa başlatacağınız bir yastık savaşıyla da belli bir oranda duygularınızı dışa vurmanız mümkün olabilir. Bu seferde kaybetsin bakalım kerata!..
- Beklentilerinizi tekrar gözden geçirin. Çocuklar doğal olarak gürültücü, meraklı, dağınık, inatçı, hoşgörüsüz, talepkar, unutkan, endişeli, bencil ve enerji doludur. Onları oldukları gibi kabul etmeye çalışın.
- Odayı terkedin. Huzurunuzu ve doğru değerlendirme duygunuzu geri kazanmak için ne gerekiyorsa yapın; ağlayın, bir arkadaşınızı arayın, düşünün, duş alın, kitap okuyun, televizyon seyredin.
Poposuna Vurmak da mı Yanlış?
“Tamam, kimse çocukları ‘eşek sudan gelinceye kadar’ dövelim demiyor ama yani cezalandırmak amacıyla poposuna vurmak da mı yanlış?” Bu sorunun çok basit bir cevabı var: Evet, kesinlikle yanlış. Çünkü burada bir nicelik değil, nitelik sorunu vardır. Yani bir kez kızgınlığımızı vurarak ifade etmeye başlamışsak, bunun az ya da çok şiddetli olması önemini kaybeder.
Neden yanlış olduğu ve dayağı nasıl algılamamız gerektiği konusunda uzmanlar şu noktaların altını çiziyor:
- ‘Sinirlenince vurmak’ kötü bir örnektir. Vuruşun şiddeti ne olursa olsun, sinirlenmekle vurmak arasında bağlantı kurmak yanlıştır. Anne babalar çocuğa sinirini nasıl yansıtacağını ve problemlerini barışçı bir yöntemle nasıl çözebileceğini göstermelidir.
- Bu bir davranış biçimidir. Nereye doğru gideceğini bilmediğiniz bir yola girmek gibidir. Eliniz alışırsa, her zaman aynı şiddette vuracağınızdan emin olamazsınız.
- Dikkat ettiniz mi, zaman zaman kimi yetişkinler sizi çocuğunuzdan daha fazla çileden çıkarabiliyor ama onlara vurmuyorsunuz. Aradaki tek fark çocuğunuzdan fiziken üstün olmanız mı? Tıpkı yetişkenlerle ilişkinizde olduğu gibi, çocuklara sinirlendiğinizde de kendinizi kontrol edebilmelisiniz.
- Dayak haksız bir çifte standardı devam ettirir. Yetişkinler herhangi bir saldırıya karşı kanunlarla korunmuştur. Çocuklarına attığı dayağı başkalarından yemiş olsaydı, pek çok anne baba soluğu karakolda alırdı. Çocuklarında hakları olmalı.
- Dayak çocukta zayıf bir benlik imgesi yaratır. Vücutları saygı görmezse, çocuklar kendilerini değerli hissetmezler.
- Korku dolu bir ortam yaratır. Çocuklar hata yaptıklarında kendilerine vurulacağını inanırlarsa öğrenemezler. Dikkatleri kendilerini korumaya yoğunlaşır.
- Dayağın çocuğun kendini disipline etmeyi öğrenmesine yardımı yoktur. Disiplinde en önemli unsur çocuğun ebeveynine hissettiği sevgidir. Ebeveynler çocuğa yanlışı doğrudan ayırmayı öğretirken sert yöntemler kullanırlarsa, çocuk anne babasına karşı hissettiği sevgiyle karışan bir içerleme ve hatta nefret geliştirir. Tüm bunlar çocuğun yaşadığı duygusal karmaşanın daha da artmasına neden olur ve çocuk bu karmaşa içinde kendine bir yol bulmaya çalışırken daha da yanlış davranabilir. Oysa çocuğun açıklığa ihtiyacı vardır. Sınırlar belirli ve tutarlı olmalıdır.
- Küçüklere vurmanın ve zarar vermenin kabul edilebilir olduğunu hissettirmek çocukta bir kısır döngü yaratır. O da kendisinden küçüklere vurma hakkını kendinde görebilir.
- Kendinizi çocukların yerine koyup düşünün. Patronunuz bir hatanızı düzeltmek için size vursa nasıl hissedersiniz?
- Disiplin çocuklara zarar verip korkutarak değil, yol göstererek verilir.
- Evet, çoğumuz şiddete dayalı bir disiplin altında büyüdük ve bunun olumsuz etkilerinden kurtulmak hiç kolay değil. Bilinçli, kontrollü anne babalar olmak epey mesai gerektiriyor. Ama şimdi çocuğunuzun en masum halini getirin gözünüzün önüne ve söyleyin: değmez mi?..
|