| DUYURU |
| iyi anne baba olmanin 10 adimi |
|
|
|
| Haberler - Son Haberler |
|
İYİ ANNE BABA OLMANIN 10 ADIMI Anne babalık birçok açıdan zorlu bir uğraş. Tüm anne babaların iyi birer ebeveyn olma istekleri düşünüldüğünde, durum biraz daha zorlaşıyor.
Bugün artık anne babanın çocukla geçireceği bir anlık zamanın ama nitelikli bir an bile gelişimine sağladığı yarar konusunda tam bir görüş birliği var. Çocuk; böylesi anlarda önemsenip sevildiğine dair mesajlar alıyor. Oysa çocuğuna saatler ayıran bir anne baba çocuğuna her zaman olumlu bir değer katamayabilir. Çünkü; çoğunlukla iş ile ev arasında geçirilen bir hayat insanda bir çocuğun saflığına gerektiği kadar eğilme imkanı tanımıyor. Dinler ve konuşurken karşımızdaki çocukla iletişim kurmuyoruz da günlük boğuşmacanın bir tekrarını yaşıyoruz adeta böylesine anlamsız bir iletişimin etkisi de çocukta; boşluk ve doyumsuzluk olarak ortaya çıkıyor.
İstatistiklere göre her gün 200 kez çocuklarımızdan uysal davranmalarını istiyoruz. Bu durumda çocukların yetişkin yönergelerine kulak tıkamalarında şaşılacak bir şey yok. Azar ve nasihatın eğitimde çok kullanıyor olması, çocukları kazanılması istenilen davranışlardan uzaklaştırıyor; sözler etkisini yitirip içi boş bir kalıba dönüşüyor. Eylemlerin sözlerden daha etkili olmalarının nedeni de bu zaten. “Çoraplarını neden sağa sola atıyorsun!”diye bağırmak yerine, yalnızca düzgün bir biçimde yerleştirilmiş eşyalarının yıkanması çocuğa çok şey anlatıyor.
Gelişmelerinin her aşamasında çocuklar kendilerini güçlü ve değerli hissetmeye ihtiyaç duyuyorlar. Eğer bu ihtiyaç; anne baba tarafından uygun bir biçimde giderilmezse, çocuk kendi başının çaresine bakıp bazı uygunsuz yollara sapabiliyor. Onlara çeşitli konular hakkında fikirlerini sorun, kimi durumlarda birlikte çözüm ararken değişik bir takım seçenekleri gözlerinin önüne serin, alışverişe yardım etmesini ve yaşına uygun olarak bazı işlerini yapmasına izin verin. Genellikle yapılanı artık yapmamaya özen göstermeli, yani onların adına bir şeyler yapmaktan vazgeçmeliyiz; çünkü böyle yaparak her nasıl yardımı amaçlıyor olursak olalım yarar sağlamaktan çok zarara neden oluyoruz. Bu türden davranışlarla çocuklarının özgüven duygularını zedelediğimizi aklımızdan çıkarmamalıyız.
Çocuklarımızın Amerika’yı yeniden keşfetmesine gönlümüz razı olmuyor elbette ama buna ihtiyaçları olduğunu bilmeliyiz. Çocuklar yaşadıkça ve bir keşfetme süreci içinde hayata dair çok önemli bilgiler edinebiliyorlar. Bu, her durumda başıboş bırakılmaları anlamına gelmiyor hiç şüphesiz; çünkü çocukların özgürlük kadar yol gösteren birilerine de ihtiyaçları var. Denge ; çocuk eğitiminde ve çocuk- yetişkin ilişkisinde ideal olanın adı. İdeal’i tutturmak her zaman kolay olmuyor. Kimi zaman çocuğa tanınan özgürlüğün ölçüsü kaçıyor, kimi zamanda yol göstereyim derken baskı uygulanıyor. Çocuklara hareketlerinin sonuçlarından bir şeyler öğrenme fırsatı tanınmalı. Azar ve yapılması gerekeni sık sık hatırlatılması çocuğu davranışının sonucuna ilişkin geri bildirim almaktan uzaklaştırıyor ve çocuk bir çok kez aynı davranışı yineliyor. Çocuğunuz okula giderken sürekli olarak yemeğini ya da bir kitabını/ defterini evde unutuyorsa kendinizi tutun ve unuttuğunu ona hatırlatmayın; çocuğunuzun hatırlamanın önemini öğrenmesine izin verin.
Eğer çocuk anne babasının sinirlerini deniyor ve onu kızdırmaya çalışıp bu yolla bir çeşit üstünlük sağlamaya çalışıyorsa, yapılabilecek en doğru davranış öfkeye yenik düşmemektir. Bir çatışmaya meydan vermeden odayı terk edip “ben yan odadayım, sakinleştiğin zaman yanıma gelebilirsin” demek doğru, “öf, bıktırdın!” diye ağlaşmak ya da “sus artık, kes sesini!” diye bağırmak yanlıştır.
Eğer çocuklarla herhangi bir konuda bir anlaşma yapılmışsa, anlaşmanın tüm koşullarına sadık kalınmalı. Zira çocuklar anne babanın davranışlarından anlaşmaların önemi ya da önemsizliği üzerine bilgi ediniyorlar. Eğer markete gidildiğinde, şeker alınmaması konusunda bir anlaşama yapıldıysa, ağlayıp sızlanmalarına aldırılmamalı ve anlaşma yerine getirilmeli
Çocukların geleceklerini düşünmek ebeveynlerin daha dikkatli ve özenli davranışlar içinde olmalarını sağlamaya yeter. Attığı bir tokadın çocuğun agresif bir kişilik geliştirmesine neden olabileceğini bilen bir anne-babanın bunu yapmaktan kaçınacağı açıktır. Öyleyse hem konu hakkında daha çok bilgi edinmeye hem de öğrenileni hayata geçirmesine özen gösterilmeli
Disiplin özdenetime giden yolun temel taşı, hatta özdenetimin “olmazsa olmaz” koşuludur. Ancak bir çocuğun disiplinden böylesi bir yararı sağlayabilmesi için, mantıktan uzaklaşmamak gerekiyor. Bir kuralın neden getirildiği ve ya bir cezanın neden verildiği çocuk tarafından anlaşıldığı zaman, istenilen sonuç elde edilebiliyor. Bazı durumlarda çileden çıkan ebeveyn cezanın eğitim tekniklerinden biri olduğunu unutarak; cezayı öfkesini yatıştırmak için kullanıyor. Aynı durum disiplin içinde geçerli; disiplin denilince çoğu kez mantıkla bağlantılı bir eylem akla gelmiyor. Oysa anlamadığı inanmadığı bir kurala uymak anne babaları bile zorlayan bir durumdur. Konu bu şekilde anlaşılınca yapılması gerekenin disiplinde mantığın gözetilmesi olduğu ortaya çıkıyor.
Çocukların davranışlarıyla özdeşleştirilmeleri onları içinden çıkamayacakları bir kısır döngüye itebiliyor. Bir çocuk için davranışının kıskançlık, inatçılık, yaramazlıkla nitelendirilmesi başka, kendisine aynı sıfatların yüklenmesi çok daha başka anlama geliyor. Kimi olumsuz sıfatlarla etiketlenen çocukların aynı olumsuzluğu sürdürmekte inat ettikleri görülüyor. Çocuğu değil ama davranışı yargılamak “sen kıskançsın, inatçısın” demekten kaçınıp kıskançlık ve inatçılık üzerine birlikte düşünmek çocuğun özgüven geliştirmesini doğrudan sağlıyor.
Ceza çocuk eğitiminde belli bir yere ve değere sahip hiç kuşkusuz. Ama ölçü kaçırılınca ceza da hiçbir işe yaramıyor. Ceza verince caymamak ama cezanın uygulanma süresi içinde çocuktan sevgiyi esirgememek gerekiyor. Verdiğiniz cezanın yanında birde sevginizi vermekten sakınırsanız, çocuğu iki kere ve artık haksız yere cezalandırmış olursunuz. ERGENLERLE İLİŞKİDE DİKKAT ETMENİZ GEREKEN 7 NOKTA Ergen – aile çatışmasının daha az yaşanması ve kimlik gelişiminde ergene destek olunması için anne babalar şu noktalara dikkat etmeliler: ü Ergen anne babası olmak çocuk anne babası olmaktan çok farklıdır. Ebeveynler bu dönem için kendilerini hazırlamalı ve işlerine daha az karışabilecekleri özerk bir yetişkin adayıyla muhatap olduklarını bilmeli ve kabullenmeliler. Bazen arkadaşlarını kendilerine tercih etmelerine de katlanmalılar. ü Gelişim dönemine ve özelliklerine uygun olarak ergenlere daha fazla karar yetkisi ve sorumluluk verilmeli ve bunlar zamanla arttırılmalı ü Gencin mahremiyetine saygı gösterilmeli. Ebeveynler onun odasına izinsiz girmek, telefonları dinlemek, mektuplarını okumak ve en çok sevdiği giysisini haber vermeden yıkamak gibi müdahale edici davranışlarda bulunmamaya özen göstermeliler. ü Aile içinde iletişim kanalları devamlı açık tutulmalı, kararlar ve kuralların nedeni ergene açıklanmalı ve ergen demokratik yöntemlerle ikna edilmeli ü Anne babalar çocuklarının bireysel farklılıklarına saygı duymalı, hoşgörü göstermeli, onun farklı bir kişiliğe sahip olabileceğine kendilerini hazırlamalı ve bunu kabul etmeliler. ü Anne babanın ilgisi, sevgisi, desteği ve ödülü koşulsuz olmalı. Ergene yanlış yaparsa bunun kendilerini üzeceği; ama ne yaparsa yapsın hep sevileceği ve kabul göreceği hissettirilmeli.(unutulmamalıdır ki bunlar yalnızca söylenmemeli, hissettirilmeli ve gösterilmeli) ü Anne babalar çocuklarına belirli rolleri ve değerleri empoze etmekten kaçınmalı, onlara iyi örnek olmaya çalışmalılar. Başarılı kimlik gelişimi için ergenin rolleri,seçenekleri, kendi istek ve beğenileri doğrultusunda keşfetmesi ve sorgulaması özendirilmeli ve desteklenmeli KİTAP ÖNERİLERİ
www.yeniden.org.tr (davranış ve madde sorunları ile ilgili kılavuzlar için) Balıkesir Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik Danışma Merkezi 0266-239 39 55 |










Broşürler

